Kendime Yolculuk : Bir GERÇEK, Bir DÜŞ, Bir MASAL

Düşümden uyandım bi gece vakti, susuzluğumu gidermek için önce, kocaman bir bardak suyu içtim kana kana…
Hem hiç doymayacakmış gibi suya, hem de bir daha hiç susamayacakmışcasına…
“Bu AN” dedim kendi kendime; GERÇEK mi, DÜŞ mü, yoksa MASAL mı?
Hangisi bilinmez ama; teslim olmak gibi ŞİMDİ’ye, yani bu AN’a…
Ayağıma bakırdan bir ÇARIK, elime yıldırımdan bir ASA gerekmişse eğer; yoluma çıkan USTA’nın ABA’sı yeter mi bana teslim olabilmek, AN’da kalabilmek ve onun masalına dahil olabilmek için?
Masal bu ya; diyelim ki girdim içeriye ve USTA’nın masalına dahil oldum…
Bu masal dünyasında yürümek için; burada yaşamam lazım, ayağıma bakırdan bir çarık yapmam lazım, elimde yıldırımdan asa ile yola çıkmam lazım ve dağları tepeleri aşmam, bulutları ve yıldızları da geçmem lazım…
Yine masal bu ya; geriye dönüp baktığımda; bir arpa boyu yol alamadığımı görürüm. Hem giderim, hem dururum.
Gökten düşen 3 elmanın birinin, dinleyene düşmesi yeter mi arpa boyu da olsa yollar aşmam için, yoksa yaşamın içine dahil olmam, kendi duygumu ve kendi özümü yaşayarak tatmam da mı gerek?
Yine MASAL bu ya, ABA’yı, ASA’yı ve ÇARIK’ı aktarması demek USTA’nın bana…
Birlikte yürürken yolu, bakırın sesiyle eğitilmem yeter mi; yoksa eğitildiğim konunun bakırdan ibaret olmadığını, USTA ile yürünen yolda SEÇİLMİŞ Bİ HAYAT ÖĞRENCİSİ olduğumu farkedip, bende hiç olmadığını sandığım içimdeki SABIRın büyüklüğüne şaşıp kalmam ve bende varolduğunu gördüğüm sabrı her defasında biraz daha genişletebilmem de mi gerek?
Bir yolculuksa eğer USTA ile beraber yol almak bir MASALın içinde, aslında sadece kendi içime yürüdüğüm; hayatın içinde yaptığım, yapamadığım, yapmaya cesaret edemediğim ya da yapmaya fırsat bulamadığım her şeye de yürümek demek değil midir sence de? USTA’nın elini tam olarak sırtında, yüreğini de tam olarak yüreğinde hissederek yürümenin sana kattıklarının farkına varmanın; ne eşsiz ve ne doyumsuz bir duygu olduğunu deneyimleyerek hem de…
SEN ruhunu başkasına devredebilmeyi hayal bile edemezken, hayranlıkla USTAnın ruhunu damla damla sana akıtabildiğini sanman; ayaklarını kesmez mi yerden senin de?
Ya bu DÜŞ’ten kendiliğinden uyanacak ya da “sendeki kabı genişleteceksin damlaların sıklaşması ve devamı için” diyen fısıltısını duyacaksın USTA’nın bir gün kulağında…
Dedim ya; MASAL bu ya;
Gökten 3 ELMA düşmüş…
Biri yazana,
Biri okuyana,
Biri yazılandan ilham alıp, kendine yürüdüğü yolculuğunda kullanana…